resim yok
Caravaggio

Posts Tagged ‘şiir’

Animal Triste Post Coitum

Çarşamba, Şubat 18th, 2009

sabi teninde bir aşk damlası gibi süzülmek,

kokunu dinleyerek

ellerim yoktu

senden damıttım ellerimi

şimdi bir sen dokunuyor bileklerimden evrene,

bir sen sevişiyor geceleri seninle.

yeniden doğur beni

önce rahminde öldür

kızın filizlensin toprağımda

üzerime yığılmasın diye

ufuk omuz vermiş geceye

hüznü karabasanlarımda saklı

kini dudaklarımda

uyku, katile bile huzur çeşmesi

benim için kara bir cehennem

oysa gözbebeklerime ninniler üflerdi sesin

ölüm peşimize düşmeden önce

geceye mi saçıldın bahar gözlüm?

kokunu çalsaydım keşke pembedüşünden

“bir”leştiğimiz son gece

sensizlik esiyor ölüm titriyor içimde

ölüm bir kirpi göğsümde

dört mevsim yayılı tenine

ilkbahar gözlerinde

dilinde kara kış

yüreğinde sonbahar

ve kasıklarında yaz


Devamını okumak için tıklayınız...

Animal Triste Post Coitum II

Çarşamba, Şubat 18th, 2009

Toplanın gidiyoruz deniz fenerleri.
ışık olsun dedi babamız.

günahları aydınlatacağız.
göz kamaştırsınlar diye…



bir salkım yıldız düştü dalgaya
köpük üşüdü,iyot titredi
burnumun gecesinde…



dün gece memelerin öldü
ama ellerin hep göğümde
bulutların yükü kadar hafif ellerin
üşür kışın çıplaklığına değince

kundağı-ıtırlı yıldızsaçan
kendini bilmez ellerin
çamurla tanrıyı oynar
umutla şeytanı

bakışın görmeyi erteledikçe
göz göz olurdu ellerin
parmak uçları koklardı ışığı
yasemin mevsiminde

dün gece memelerin öldü
senden damıttığım ellerimle
kazdığım cennete gömdüm
gözlerinin kıyısında
yakaran ellerinin arasına
ya ellerin de ölseydi?


Devamını okumak için tıklayınız...

Evrenkıyım

Çarşamba, Şubat 18th, 2009

Orpheus ve eurydike

güneşin yıkadığı gölgeler arınırken lekelerinden,
ufkun eteklerinden tüten bir ağıtta sesim
eklem yerleri toza bulanmış bir alev girdabı göğün bağrında
yaşam çekiliyor tırnaklarımdan, gidenlere inat, gelen güne doğuyorum
bu beden
yokluğun avret yerinde biten tüyler kadar kötü kokan bu beden
dokundukça etine karışan bu eller
herbirini terkediyorum
kızıl çamura gömüyorum silüetimi

çivi gibi tabanlarıma batıyor
döküp saçtığım anılar
azgın kediler gibi böğürüyorum anımsadıkça
ölüm unutmaktır, unutulmanın gölgesinde…
ölüm şimdisiz bir düne hapsolmaktır.

Ve ben gderken
tırnaklarımla sökeceğim, korteksinizden gölgemi
kokumu sinüslerime gizleyip çökeceğim bir karadeliğin sonsuz tekilliğine

günün sindirdiği gece hançereme çöktü şimdi
yayıldı, okkalı bir osuruk koyverdi
günahkar yastığına
değirmentaşı gibi hırıltımı öğütüyor yıldızsız yanakları
kasıklarının buğusu eski düşlerimi çağırıyor ötelerden
şimdinin yarınla seviştiği günlerden.

godoşlar, pezevenkler, gök bakışlı tüysüz yeniyetmeler…
rahimlerine para saçtığım arsız fahişeler…
götümü kolladığım yiğit erkekler..
kamışları pörsüyüp buruşmuş kulamparalar
sülük gibi yapışırken yaşamın ar damarına
onun ılık avurtlarını döllediğim günlerden

Ve ben sırtımda silemediklerimin yüküyle gidiyorum
ben yokken, bana dair varolacak demek.
Dilin kayığında styx e gidiyorum
Eurydike’nin kollarına
içine sığacağım tek bir anın sınırlarındayım
O’na gidiyorum…


Devamını okumak için tıklayınız...
felsefe dükkanı
Arka plan resmi :
Tasarım: Meme-Dini