resim yok
Caravaggio

Michel Tournier

Fransız yazar… Romanları ağırlıklı olarak, iki dünya savaşı arasındaki dönemin karmaşık, çözülmeye ve çözümlemeye açık, felsefece zengin atmosferini arkaplan olarak- hoş, zaman zaman kurgu ve karakterler bu dönemin başrolde olduğu bir anlatının arkaplanı haline gelir- alır ve adeta bir belgesel gibi işler. Bu dönemi onun için önemli kılan özelliklerin başında; heteroseksüel eril söylemin kendini karşıtıyla, açıkça düşman ve rakip olarak tanımlama gayreti gelir. (Nasyonel Sosyalizm, Faşizm, K. Afrika islam toplumunun kapalı yapısına rağmen yoğu eşcinsellik temayülü…)

Yapıtında -tüm romanlarından oluşan anlam ağını dev bir yapıt olarak görüyorum- tekrarlanan oldukça güçlü imgeler vardır. Hilkat garibeleri ve normal olan fikriyle ya da isanın tenine yapışık katolik inancı ve onun ikonalarıyla doyasıya oynar. Buradan hareketle cinselliğin doğasını ve doğallığını kurcalar. Bebek-çocuk İsa sübyancılığa, çarmıhta İsa sapkınlık ve eşcinselliğe dönüşür. Heteroseksüel söylemi sıklıkla karşısına almaktan çekinmez. Anlatısı eşcinsel ilişki ya da sübyancılığı heteroseksüel imgelere bezeyerek sunar bize. Eserleri duyusal bir şölen yeri gibidir. Özellikle tensel ve burunsal betimlemelerle okurun en ilkel reseptörlerini kaşır. Karakterlerinin “soylu vahşi” ye öykünüşüyle özdeşim kurmamızı, ilkelimize erişmemizi teşvik ederek sağlar.

Karakterlerinin mutlak yalnızlığını toplumsal değerleri ve normları sorgulamak konusunda bir silah gibi kullanır. Hikayeleri özetlenebilirlikten uzaktır. Tournier, modernizmin söylemini oluşturan metinleri tersten okuyarak, bu söylemin oluşturduğu toplumun karmaşık bir analizini ve eleştirisini yapan bir mit yazarıdır. Karakterleri mitsel çağlardan kopup gelmiştir. ( ya da metin içinde sıklıkla çağlarından koparılıp oraya döndürülürler.) Ancak toplum içerisinde kendilerine yer bulamayaran antikahramanlara dönüşürler. Onun toplum ve tarihe yönelik kurgusunu okurkenki tepkimi, “kızılağaçlar kralı” romanında geçen bir cümle özetlemeye yetecektir: “Nestor’un anlattıklarının tarihte gerçekten olup olmadığını soruşturmayı hiç düşünmedim. Hem zaten gerçek olmuş olmamış, ne önemi var ki? Olayların gerçeğini fersah fersah aşan bir insansal gerçek var.”

Tournier’yi bana eline aldığı her metni gerçekten hakkını vererek okuyan biri tanıttı. Metni yaşama dönüştürmeyi bilen biri. Buradan ona teşekkürü borç bilirim. Bu yazıyı da, kendimi aralarına hapsettiğim iki satırı bir solukta okuyarak içine sıkıştığım metinle beraber beni de yaşamsallaştıran bu insana ithaf ediyorum…

Tags: , ,

Leave a Reply

felsefe dükkanı
Arka plan resmi : Bill Durgin
Tasarım: Meme-Dini