<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	>
<channel>
	<title>felsefe dükkanı için yorumlar</title>
	<atom:link href="http://www.meme-dini.com/comments/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.meme-dini.com</link>
	<description>aslolan üsluptur...</description>
	<pubDate>Thu, 09 Sep 2010 15:48:47 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.7.1</generator>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
		<item>
		<title>Bellek ve Varoluş / Hatırlıyorum, Öyleyse Varım! yazısına Tahsin fırat Çelikel tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://www.meme-dini.com/anlam/bellek-ve-varolus-hatirliyorum-oyleyse-varim/comment-page-1#comment-1454</link>
		<dc:creator>Tahsin fırat Çelikel</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 Apr 2010 14:04:59 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.meme-dini.com/?p=106#comment-1454</guid>
		<description>değerli kardeşim,
anlamamız için hemen her şeyaşağıdaki cümlende yüklenmiş.
 
'Birbirinin ardından gelen iki an ya da iki saniye düşünelim. Art ardalıklarından dolayı, önce birini sonra diğerini algılıyoruz.' ...
Teşekkürler.  saygılar.
Buradan şu çıkarımıda yapabilirmiyim. her an yeniden varoluş. ve ard arda varoluşların bileşiminden evrenin sürekliliğinin algılanması. (tabiki bir önceki varoluşu hatırlayabildiğimizden.) donuk resim karelerinin ard arda gözümüzün önünden geçmesi gibi. herbir resmi hatırlayarak bir sonraki ile karşılaştıramasam, hareket yerine o andaki donuk resimleri görürdüm. ikincisi düşünüyorum o halde varı. ilki hatırlıyorum o halde varım.  
bu konuyu anladığım söylenebilirmi.

Teşekkürler. Selamlar.
Tahsin Fırat ÇELİKEL</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>değerli kardeşim,<br />
anlamamız için hemen her şeyaşağıdaki cümlende yüklenmiş.</p>
<p>&#8216;Birbirinin ardından gelen iki an ya da iki saniye düşünelim. Art ardalıklarından dolayı, önce birini sonra diğerini algılıyoruz.&#8217; &#8230;<br />
Teşekkürler.  saygılar.<br />
Buradan şu çıkarımıda yapabilirmiyim. her an yeniden varoluş. ve ard arda varoluşların bileşiminden evrenin sürekliliğinin algılanması. (tabiki bir önceki varoluşu hatırlayabildiğimizden.) donuk resim karelerinin ard arda gözümüzün önünden geçmesi gibi. herbir resmi hatırlayarak bir sonraki ile karşılaştıramasam, hareket yerine o andaki donuk resimleri görürdüm. ikincisi düşünüyorum o halde varı. ilki hatırlıyorum o halde varım.<br />
bu konuyu anladığım söylenebilirmi.</p>
<p>Teşekkürler. Selamlar.<br />
Tahsin Fırat ÇELİKEL</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Pornografi ve Uygarlığın çöküşü - Yetimhane yazısına Meme-Dini tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://www.meme-dini.com/makale/pornografi-ve-uygarligin-cokusu-yetimhane/comment-page-1#comment-907</link>
		<dc:creator>Meme-Dini</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 18 Dec 2009 15:51:57 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.meme-dini.com/?p=123#comment-907</guid>
		<description>"Kutsal olanla cismani olanın müziği aynı notalarla çalar" diyor bir arkadaşım bu durum için. Tespitlerinize sonuna kadar katılıyorum, aslında önermelerimden ve varış noktalarımdan biri de bu olacak. Teşekkür ederim yorumunuz için.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;Kutsal olanla cismani olanın müziği aynı notalarla çalar&#8221; diyor bir arkadaşım bu durum için. Tespitlerinize sonuna kadar katılıyorum, aslında önermelerimden ve varış noktalarımdan biri de bu olacak. Teşekkür ederim yorumunuz için.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Pornografi ve Uygarlığın çöküşü - Yetimhane yazısına Osi tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://www.meme-dini.com/makale/pornografi-ve-uygarligin-cokusu-yetimhane/comment-page-1#comment-894</link>
		<dc:creator>Osi</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 17 Dec 2009 22:05:16 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.meme-dini.com/?p=123#comment-894</guid>
		<description>"Yüksek ahlaklı idealist Alman gençliği, ilerici ve eşitlikçi Sovyet yoldaşları, onurlu ve soylu Japon oğulları ideolojileri çöker çökmez önce porno ve bununla bağlantılı olarak fuhuş sektörüne pompalanmışlardır."
Sovyetleri pek bilmem ama Almanlarla Japonlar dünyanın dübürüne koymaya çalışmadan öncede böyle idiler. Sanırım tersten düşünmek lazım belkide faşizm pornonun piçidir.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;Yüksek ahlaklı idealist Alman gençliği, ilerici ve eşitlikçi Sovyet yoldaşları, onurlu ve soylu Japon oğulları ideolojileri çöker çökmez önce porno ve bununla bağlantılı olarak fuhuş sektörüne pompalanmışlardır.&#8221;<br />
Sovyetleri pek bilmem ama Almanlarla Japonlar dünyanın dübürüne koymaya çalışmadan öncede böyle idiler. Sanırım tersten düşünmek lazım belkide faşizm pornonun piçidir.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Felsefecinin gündüz düşleri yazısına Meme-Dini tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://www.meme-dini.com/makale/felsefecinin-gunduz-dusleri/comment-page-1#comment-874</link>
		<dc:creator>Meme-Dini</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 16 Dec 2009 08:38:21 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.meme-dini.com/?p=120#comment-874</guid>
		<description>Kur-amsal değinemeyilerle yaş-amsal sıkı fıkılıklar arasında sıkışıp kalmış yurdum aydını-ki kendisine ışıldak da diyebiliriz, gerilla pratiğinden ölesiye korkutulmuş, özgürlüğün imlerini bir bir unutmuş halkıyla ne yazıktır ki tanzimattan beri cemi cimaya yeltenemedi bile. Bu arada hayatımda ilk kez "tanzimattan beri" deme fırsatını yakalıyorum, heyecanımı mazur görün. 

Aslında birkaç noktada yorumunumuzunuza eklemek istediklerim var, kelle koltuktalık ve güncel siyasetle ilgili. Ötesini siz gayet güzel dile getirmişsiniz. 

Güncel siyasetin içinde-dışında olmak dediğimde aklıma hep son dönem fransız felsefecileri gelmekte. Dönem itibariyle de siyasi olmamanın eşeklik sayılabileceği bir zamanın çocukları olan bu zatların her biri en az bir kez hapis görmüştür. Althusser'in durumu biraz farklı tabi, insan karısını boğmaz, ayıptır, yazıktır, günahtır.

Kelle koltuktalık denince de hep leibniz gülümser göksel babmızın yanındaki koltuğundan yüzüme. Ben de ona sırıtırım pis pis. 

Bu bir hoşgeldin yanıtı olsun dominicen ricardo, bilahare halleşiriz.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Kur-amsal değinemeyilerle yaş-amsal sıkı fıkılıklar arasında sıkışıp kalmış yurdum aydını-ki kendisine ışıldak da diyebiliriz, gerilla pratiğinden ölesiye korkutulmuş, özgürlüğün imlerini bir bir unutmuş halkıyla ne yazıktır ki tanzimattan beri cemi cimaya yeltenemedi bile. Bu arada hayatımda ilk kez &#8220;tanzimattan beri&#8221; deme fırsatını yakalıyorum, heyecanımı mazur görün. </p>
<p>Aslında birkaç noktada yorumunumuzunuza eklemek istediklerim var, kelle koltuktalık ve güncel siyasetle ilgili. Ötesini siz gayet güzel dile getirmişsiniz. </p>
<p>Güncel siyasetin içinde-dışında olmak dediğimde aklıma hep son dönem fransız felsefecileri gelmekte. Dönem itibariyle de siyasi olmamanın eşeklik sayılabileceği bir zamanın çocukları olan bu zatların her biri en az bir kez hapis görmüştür. Althusser&#8217;in durumu biraz farklı tabi, insan karısını boğmaz, ayıptır, yazıktır, günahtır.</p>
<p>Kelle koltuktalık denince de hep leibniz gülümser göksel babmızın yanındaki koltuğundan yüzüme. Ben de ona sırıtırım pis pis. </p>
<p>Bu bir hoşgeldin yanıtı olsun dominicen ricardo, bilahare halleşiriz.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Felsefecinin gündüz düşleri yazısına ricardo dominic tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://www.meme-dini.com/makale/felsefecinin-gunduz-dusleri/comment-page-1#comment-871</link>
		<dc:creator>ricardo dominic</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 15 Dec 2009 22:14:23 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.meme-dini.com/?p=120#comment-871</guid>
		<description>terbiyesizlik boyutunda bir yorumla bu metne girmek istiyorum; bu yorum bir tahteravalli ile ilgili olacak. gönül isterdi ki machiavelli ile ilgili olsun ama; işte maalesef bildiğimiz, ünlü düşünür tahterevalli.

yorumu çok uzatmamak adına bir takım kaynak zaman ve mekan örneklerine girmeden, türkiye'deki felsefe güdüklüğünü; güncel siyaset ile olan tahterevalli ilişkisine bağlıyorum naçizane. aydın veya düşünen insanlarımız o kadar kısıtlı ki; belki biraz da mecburiyetten boğazlarına kadar güncel siyasete batıyorlar. bunu da pejoratif bir yaklaşımla söylemiyorum, yanlış olmasın. ama kafası rahat, kendini felsefenin dipsiz kuyusuna sadece rakı sofralarında yalandan değil, tüm bir ömür boyunca kelle koltukta bırakabilecek pek baba/yiğit barınmıyor bu topraklarda. özellikle batı-bostancı'da büyük sıkıntı var. acil irisinden feylesoft lazım. hem yumuşak, hem hesaplı.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>terbiyesizlik boyutunda bir yorumla bu metne girmek istiyorum; bu yorum bir tahteravalli ile ilgili olacak. gönül isterdi ki machiavelli ile ilgili olsun ama; işte maalesef bildiğimiz, ünlü düşünür tahterevalli.</p>
<p>yorumu çok uzatmamak adına bir takım kaynak zaman ve mekan örneklerine girmeden, türkiye&#8217;deki felsefe güdüklüğünü; güncel siyaset ile olan tahterevalli ilişkisine bağlıyorum naçizane. aydın veya düşünen insanlarımız o kadar kısıtlı ki; belki biraz da mecburiyetten boğazlarına kadar güncel siyasete batıyorlar. bunu da pejoratif bir yaklaşımla söylemiyorum, yanlış olmasın. ama kafası rahat, kendini felsefenin dipsiz kuyusuna sadece rakı sofralarında yalandan değil, tüm bir ömür boyunca kelle koltukta bırakabilecek pek baba/yiğit barınmıyor bu topraklarda. özellikle batı-bostancı&#8217;da büyük sıkıntı var. acil irisinden feylesoft lazım. hem yumuşak, hem hesaplı.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Mi(s)tik Deneyim! yazısına Meme-Dini tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://www.meme-dini.com/anlam/mistik-deneyim/comment-page-1#comment-805</link>
		<dc:creator>Meme-Dini</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 10 Dec 2009 16:57:29 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.meme-dini.com/?p=45#comment-805</guid>
		<description>Yazdıklarınıza katılmamak elde değil, aslına bakarsanız burada mitik ya da mistik deneyimi ele alırken sadece bir dışavurum olarak düşündüm. Zira onu masaya yatırıp dilimlemek, kendi kuruluş mekanizmalarını ortaya söküp indirgenebilir hale getirmek, belki de yorumumun kendisiyle biçimsel açıdan çelişik olacaktır. Böylesi bir öz yapı-yıkım ya da söküme yönelecek cesareti bulamadım kendimde belki.

Yorumunuz için teşekkür ederim.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Yazdıklarınıza katılmamak elde değil, aslına bakarsanız burada mitik ya da mistik deneyimi ele alırken sadece bir dışavurum olarak düşündüm. Zira onu masaya yatırıp dilimlemek, kendi kuruluş mekanizmalarını ortaya söküp indirgenebilir hale getirmek, belki de yorumumun kendisiyle biçimsel açıdan çelişik olacaktır. Böylesi bir öz yapı-yıkım ya da söküme yönelecek cesareti bulamadım kendimde belki.</p>
<p>Yorumunuz için teşekkür ederim.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Mi(s)tik Deneyim! yazısına Barış Safran tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://www.meme-dini.com/anlam/mistik-deneyim/comment-page-1#comment-801</link>
		<dc:creator>Barış Safran</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 10 Dec 2009 10:34:56 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.meme-dini.com/?p=45#comment-801</guid>
		<description>aşkı mistik bir deneyim olarak incelemek.. fotoğraf kadar olmasa da ilginç bir yorum elbette.. ama aşkla ilgili olarak yapılabilecek değerlendirmelerin yalnızca bir yönüne işaret etmekte. sözgelimi, aşık olduğumuzda vücudumuzdaki dopamin, endorfin, serotonin gibi hormonların değişen dengelerine odaklanarak biyokimyasal açıdan da analiz edilebilir aşk. çünkü şimdilik bilebildiğimiz evrende, bu tarz kurulabilecek her denklem, en azından çift yönlüdür aynı zamanda. yani aşık olduğumuzda, bu hormonlarımızın dengesinde bazı değişmeler gerçekleşir demek ne kadar doğruysa, daha önce yüzlerce defa bizzat deneyimlediğim gibi, herhangi bir nedenle bu hormonlarımızın dengesinde değişim olduğunda, en yakınımızdaki ilk "aday"a aşık olmamız da o kadar mümkün ve doğru. sözgelimi kadınların gerilimli, heyecanlı, korkulu ortamlarda, daha kolay aşık olduklarına dair psikolojik, psikiyatrik, nörolojik bulgular var (mesela o yüzden hoşlandığımız kadını sinemada romantik bir filme değil de bir korku filmine sokmalıyız belki de :D ). bu anlamda yazının doğaüstünü kayıran taraflı bir bakışa sahip olduğunu söyleyebilirim rahatlıkla. sözgelimi yazıda bahsi geçen çürük kokulu mantarlar, bunları mistik olaylarla, büyüyle, o mantarların sahip olduğu bazı özel güçlerle açıklamak doğru değil. bazı mantar türlerinin içlerindeki psylobin gibi maddeler nedeniyle doğru miktarlarda yendiğinde hormon dengesi ve duygularda değişim ve dalgalanmalara, halüsinasyonlara yol açtığı bilimsel bir gerçek. ama tarihte bazı insan toplulukları (örneğin şamanlar) bu deneyimleri doğaüstü mistik deneyimler olarak yaşamışlar yıllarca. dolayısıyla modernizmin akılcılığıyla -duyguların gözardı edilmesi dışında-, mistisizmin, mitolojinin, dinin etkisini yitirmesi gibi konularda bir sorunum yok. çünkü bence mistisizm, din ve mitoloji, yükselişte oldukları dönemlerde, gerçekleri daha etraflıca açıklayabilmek için yapılmış çarpıtmalardır yalnızca (felsefeyi tercih ederim -ki bunların hiçbirinin felsefeyle doğrudan hiçbir ilgisi yok aslında). şimdi içinde yaşadığımız postmodern dönemlerde, duyguların yeniden keşfedilmesini olumlu bulmakla beraber doğaüstünün ve dinin etki alanını yeniden genişletmesini de aynı ölçüde olumsuz buluyorum. bence gerçek; bilimde ve felsefede hala. tabi insan olduğumuzu, duygularımızın olduğunu unutmadan.. ve bilimi felsefeyi de kutsallaştırmadan, bir din haline dönüştürmeden. yine de yazı da en çok hoşuma giden bölüm (tam olarak bu şekilde ifade edilmese de): o dönemlerden bize kalan en değerli hazine aşk. iflah olmaz romantikleriz sanırım. cıvık bir romantizm değil elbette. rousseau gibi belki.
http://barissafran.blogspot.com
http://garipcekici.blogspot.com
http://kaosesigi.blogspot.com</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>aşkı mistik bir deneyim olarak incelemek.. fotoğraf kadar olmasa da ilginç bir yorum elbette.. ama aşkla ilgili olarak yapılabilecek değerlendirmelerin yalnızca bir yönüne işaret etmekte. sözgelimi, aşık olduğumuzda vücudumuzdaki dopamin, endorfin, serotonin gibi hormonların değişen dengelerine odaklanarak biyokimyasal açıdan da analiz edilebilir aşk. çünkü şimdilik bilebildiğimiz evrende, bu tarz kurulabilecek her denklem, en azından çift yönlüdür aynı zamanda. yani aşık olduğumuzda, bu hormonlarımızın dengesinde bazı değişmeler gerçekleşir demek ne kadar doğruysa, daha önce yüzlerce defa bizzat deneyimlediğim gibi, herhangi bir nedenle bu hormonlarımızın dengesinde değişim olduğunda, en yakınımızdaki ilk &#8220;aday&#8221;a aşık olmamız da o kadar mümkün ve doğru. sözgelimi kadınların gerilimli, heyecanlı, korkulu ortamlarda, daha kolay aşık olduklarına dair psikolojik, psikiyatrik, nörolojik bulgular var (mesela o yüzden hoşlandığımız kadını sinemada romantik bir filme değil de bir korku filmine sokmalıyız belki de <img src='http://www.meme-dini.com/wp-includes/images/smilies/icon_biggrin.gif' alt=':D' class='wp-smiley' /> ). bu anlamda yazının doğaüstünü kayıran taraflı bir bakışa sahip olduğunu söyleyebilirim rahatlıkla. sözgelimi yazıda bahsi geçen çürük kokulu mantarlar, bunları mistik olaylarla, büyüyle, o mantarların sahip olduğu bazı özel güçlerle açıklamak doğru değil. bazı mantar türlerinin içlerindeki psylobin gibi maddeler nedeniyle doğru miktarlarda yendiğinde hormon dengesi ve duygularda değişim ve dalgalanmalara, halüsinasyonlara yol açtığı bilimsel bir gerçek. ama tarihte bazı insan toplulukları (örneğin şamanlar) bu deneyimleri doğaüstü mistik deneyimler olarak yaşamışlar yıllarca. dolayısıyla modernizmin akılcılığıyla -duyguların gözardı edilmesi dışında-, mistisizmin, mitolojinin, dinin etkisini yitirmesi gibi konularda bir sorunum yok. çünkü bence mistisizm, din ve mitoloji, yükselişte oldukları dönemlerde, gerçekleri daha etraflıca açıklayabilmek için yapılmış çarpıtmalardır yalnızca (felsefeyi tercih ederim -ki bunların hiçbirinin felsefeyle doğrudan hiçbir ilgisi yok aslında). şimdi içinde yaşadığımız postmodern dönemlerde, duyguların yeniden keşfedilmesini olumlu bulmakla beraber doğaüstünün ve dinin etki alanını yeniden genişletmesini de aynı ölçüde olumsuz buluyorum. bence gerçek; bilimde ve felsefede hala. tabi insan olduğumuzu, duygularımızın olduğunu unutmadan.. ve bilimi felsefeyi de kutsallaştırmadan, bir din haline dönüştürmeden. yine de yazı da en çok hoşuma giden bölüm (tam olarak bu şekilde ifade edilmese de): o dönemlerden bize kalan en değerli hazine aşk. iflah olmaz romantikleriz sanırım. cıvık bir romantizm değil elbette. rousseau gibi belki.<br />
<a href="http://barissafran.blogspot.com" rel="nofollow">http://barissafran.blogspot.com</a><br />
<a href="http://garipcekici.blogspot.com" rel="nofollow">http://garipcekici.blogspot.com</a><br />
<a href="http://kaosesigi.blogspot.com" rel="nofollow">http://kaosesigi.blogspot.com</a></p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Gözümün Kıyısı yazısına kunthar tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://www.meme-dini.com/edebiyat/gozumun-kiyisi/comment-page-1#comment-11</link>
		<dc:creator>kunthar</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Feb 2009 12:52:00 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.meme-dini.com/?p=43#comment-11</guid>
		<description>Çoktandır gördüğüm bir sondu. Yardım etmeyi denedim ama o sıra dinlemek olanaksızdı. Meme başı kördür çünkü.
Geçmiş olsun...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Çoktandır gördüğüm bir sondu. Yardım etmeyi denedim ama o sıra dinlemek olanaksızdı. Meme başı kördür çünkü.<br />
Geçmiş olsun&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>
